Derneğimiz

Derneğimiz

İzmir Multipl Skleroz Derneği, -İMSD- 1988 yılında Multipl Skleroz'lu hasta ve yakınları, gönüllüler, konuya ilgi duyan doktor, psikolog, hemşire, sosyal hizmet uzmanları, hukukçular ve diğer ilgili kişilerce kurulmuştur

Yazının devamı
Anasayfa Geri Dön

MS'te Su İçi Egzersizlerin Önemi

Multipl Skleroz (MS) sinir sistemini bozarak kişinin vücut sistemlerinin etkiler. Hareket etmede oluşan zorluk kişinin günlük ve sosyal aktivitelere katılımlarında güçlük oluşturur. Oluşan bu güçlüklerin şiddetine bağlı olarak MS’li kişiler günlük hayatlarını kısıtlama ve/veya başkasına bağımlı olma durumunda kalabilir.

MS de en sık görülen belirtilerden olan yorgunluk, yürümede zorluk, sertlik, ağrı, dengeyle ilgili problemler bu grup hastalar için egzersiz tedavisine uyumu zorlaştırmaktadır. Suyun fiziksel özelikleri MS’li hastaların su içerisindeki hareketlerini kolaylaştırarak ve destekleyerek egzersizlerin daha konforlu yapılmasını sağlamaktadır.

Su içerisinde yavaş yapılan egzersizler karada yapılanlara göre daha az kas kuvveti gerektirmektedir. Bu nedenle zayıflamış ve spastik kasların hareketlerini kolaylaştırmaktadır. Suyun kaldırma kuvvetinin etkisiyle de vücut ağırlığında azalma oluşmaktadır. Bu iki etkenin sonuncunda karada yürümesi imkansız ya da çok güç olan hastaların su içerisinde yürümesi çok daha kolay gerçekleşmektedir. Hareketleri daha az çaba harcayarak gerçekleştiren MS’li hastalarda yorgunluk bulgusunun daha düşük düzeyde olduğu ortaya konmuştur. Kolay ve rahat yapılan ritmik hareketler kas ve eklem içerisindeki yapıların hareketliliğini ve iskelet kaslarının beslenmesini arttırdığı için spastisite ve sertlik şikayetlerinde azalma meydana getirmektedir.

Yapılan çalışmalar su içerisinde yapılan egzersizler sonrasında MS’li hastaların yürüme hızında artış ve yürüme şeklinde olumlu değişiklikler olduğunu göstermiştir. Yürüme sırasında düşme riski ve korkusu taşıyan MS’li hastalar için de su eşsiz bir egzersiz ortamı sunmaktadır. Suyun yoğunluğu ve kaldırma kuvvetinin yardımıyla düşme süresi uzayacak ve kişinin bu duruma cevap oluşturması için yeterli zamanı olacaktır. Düşme korkusunun daha az yaşandığı su içi ortamında kişi çok daha rahat, cesur, büyük hareketleri içeren, kişinin dengesini zorlayan sonuçta da denge becerisini geliştiren egzersizleri gerçekleştirme imkanı olacaktır.

Ağrı, MS’li hastaların şikayetleri arasında en sık görülenlerden biridir. Su içerisine girmeyle ciltten birçok uyaran alan beyin ağrı duyusunu baskılamaktadır. Yapılan çalışmalarda su içerisindeki egzersizlerin algılanan ağrı seviyesini azalttığı gibi, etkisinin son seans egzersizden sonra yaklaşık 10 hafta kadar daha sürdürdüğünü göstermiştir. Su içerisinde hareketliliğin kolaylaşarak artmasının yanı sıra hidrostatik basıncın etkisiyle iskelet kaslarına giden kan miktarında anlamlı bir artış olmaktadır. Bunun sonucu olarak iskelet kaslarının beslenmesi ve kaslardaki atık maddelerin taşınması artmaktadır. Bütün bunların sonucu olarak su içerisinde ağrı hissi ve ağrı oluşturan nedenler azalmaktadır. 

Solunum problemleri, sık solunum yolları enfeksiyonları ve çabuk yorulma genellikle solunum kaslarının kuvvetsizliğinden kaynaklanan problemlerdir. Aktivite seviyesinin azalması solunum kaslarında güçsüzlüğe ve akciğer havalanma alanında azalmaya neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar su içerisinde yapılan egzersizlerin solunum kaslarını kuvvetlendirdiğini göstermektedir. Su içerisinde akciğerlerin hava almak için daha fazla kuvvet harcaması gerekmektedir. Artmış solunum iş yükü kişinin solunum kaslarını kuvvetlendirmektedir. 

Doğru sıcaklıktaki sularda yapılan egzersizlerin beyin kanlanmasını, yani beyin dokusunun beslenmesini arttırdığını böylece bilişsel fonksiyonları arttırdığı birçok çalışma ile kanıtlanmıştır. Ayrıca su egzersiz için eşsiz bir ortam sunarken eğlence için de çok kıymetli bir ortam hazırlamaktadır. Su içerisinde keyif ve eğlence ile yapılan özellikle grup egzersizlerinde MS’li hastaların birbirleri ile iletişime geçtikleri, problemlerini paylaşarak aştıkları ve rahatlayıp gevşedikleri bir ortam oluşmaktadır. Böyle bir ortamda egzersiz yapmak kişiyi günlük rutininden çıkartıp sabırsızlıkla bekledikleri bir egzersiz seansı haline gelmektedir.

MS’li hastalarda Su İçi Egzersizler Uygulamasında Dikkat Edilecek Noktalar:  

Bütün tedavi uygulamalarında da olduğu gibi su içi tedavisinde de hastanın ve tedaviye dahil olan diğer kişi ve profesyonellerin dikkat etmesi gereken noktalar vardır. Su içi tedavinin belirtilen bir yan etkisi olmamasına rağmen göz önüne alınması gereken riskler bulunmaktadır. Bu riskleri havuza ait, hastaya ait ve terapiste ait riskler olarak üç ana başlık altında toplayabiliriz.

Havuza ait riskler suyun kalitesi, havuzun mimari özellikleri ve havuzun bulunduğu işletmenin uygulama ve kullanım şartlarını kapsamaktadır.

Suyun kalitesi ulusal ve uluslararası bazı kurallarla belirlenmiştir. Havuz suyunun günlük, haftalık ve aylık ölçümleri düzenli olarak yapılmalı ve sonuçların referans değerlerle birlikte herkesin görebileceği bir noktada sergilenmelidir. Sanıldığının aksine, düzenli ölçümleri yapılan havuz suyu enfeksiyon kaynağı değildir.  

Havuzun mimari özellikleri başlığı altında;

  • giyinme soyunma odalarının tasarlanması ve havuza yakınlığı,
  • duşların yerleşimi ve engelli kullanımına uygunluğu,
  • havuza giriş çıkışların güvenli olarak planlanmış olması,
  • havuz derinliğinin egzersiz yapılmasına uygun tasarlanmış olması
  • tedavi ekipmanlarının tehlike oluşturmayacak şekilde depolanması
  • dış ortamın sıcaklığı ve havalandırılması gibi başlıklar akla gelmelidir.

İşletme ile ilgili düzenlemeler konusunda, havuz ve çevresinin bakımı ile görevlendirilen kişi sayısı acil çıkış ve müdahale planlarının bulunması, seans sürelerinin ayarlanması, görevli kişilerin sertifikasyonu ve gerekli ekipmanların sağlanması gibi başlıkları kapsamaktadır.  

Hastaya ait riskler için havuzu kullanacak her hastanın kendine ait bir dosyasının bulunması gerekmektedir. Bu dosyada hastanın havuza girerken yardıma ihtiyacı var mı? Varsa kaç kişilik ve nasıl bir yardım alıyor? Hastanın inkontinansı var mı, varsa nasıl bir tuvalet reçetesi uygulanmakta? Nöbet öyküsü bulunuyor mu? Sıcaklık intoleransı var mı? Su içerisinde bir yardımcının bulunmasına gerek var mı? Giyinme ve soyunma aktiviteleri için yardıma gerek duyuyor mu? Herhangi bir alerjisi var mı? Havuza girişi ve çıkışı ortalama ne kadar süre alıyor? gibi soruların cevapları bulunmalıdır.

Son olarak göz önünde bulundurulması gereken risk ise tedaviyi uygulayacak terapiste ait risklerdir. Tedavi programını uygulayacak kişinin yetki ve becerileri ulusal standardizasyon ve sertifikasyon kurallarına uygun mudur? Ülkemizde su içi tedaviyi 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış tüm fizyoterapistler uygulayabilir. Bu konuda mezuniyet sonrası alınacak eğitim ve deneyimler fizyoterapistin doğru ve hızlı karar vermesini kolaylaştırsa da herhangi bir sertifikasyon gerekliliği bulunmamaktadır.

Her hastaya göre tedavi ekibinin ve acil çıkış planlarının oluşturulması ve dosyalanması ayrıca bu bilgilerin tedavi ekibince bilinmesi gerekmektedir. 

Gerekli önlemlerin alınması ve risk analizlerinin gözden geçirilmesinden sonra su içi tedavi özellikle MS’li hastalar gibi hareket etmekte zorluk çeken kişilerde hareket özgürlüğünün sağlanması, hastalığın sistematik etkilerinin azaltılması, depresyonun azaltılması, kendine güven duygusunun geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasında çok etkili bir yöntemdir. 

“İmkanım olsa su içerisinde yaşardım” Mary Ann Lee (MS hastası) 

Barış GÜRPINAR
Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik ve Rehabilitasyon Yüksek Okulu

Anasayfa Geri Dön
MS Etkinlikleri

Dernek Etkinliklerimiz

Yaklaşan herhangi bir etkinlik bulunamadı

Önceki Etkinlikler