Derneğimiz

Derneğimiz

İzmir Multipl Skleroz Derneği, -İMSD- 1988 yılında Multipl Skleroz'lu hasta ve yakınları, gönüllüler, konuya ilgi duyan doktor, psikolog, hemşire, sosyal hizmet uzmanları, hukukçular ve diğer ilgili kişilerce kurulmuştur

Yazının devamı
Anasayfa Geri Dön

Esmerim,Yeşil Gözlüyüm ve MS'liyim

KUMRALIM, YEŞİL GÖZLÜYÜM VE MS'LİYİM

MS’liyim ama merak etmeyin, bulaşıcı değilim. Bu sadece beni ve yakın çevremi etkileyen bir hastalık... Doktorum hastalığımın tanısını koyana kadar, bu rahatsızlığın ismini bile duymamıştım. Duyduğumda ise aklıma ilk ‘’bu hastalık beni ve hayatımı nasıl etkiler, benden neler götürür, bana ne olacak, bu bir ceza mı ve neden ben’’ gibi sorular gelmişti. MS teşhisimin netleştiği o anda ilk hissettiklerim ise korku, şaşkınlık ve öfkeydi. Beni en çok etkileyen kısmı ise hastalığımın kronik olması, hayat boyu bununla yaşamak zorunda olmak ve bunu kabullenmekti.

Önceleri yaşadığım çift görme sorunumu çok ciddiye almamıştım çünkü bu sorun sadece gözlerimdeydi. Ancak doktora gittiğimde yapılan bu hastalıktan şüphelenen doktorum, yapılan uzun araştırmalar sonucunda rahatsızlığıma teşhis koydu. Zamanla eklenen hareket ve koordinasyon bozukluğu, hissizlik ve ağrı, idrar ve dışkı tutma sorunu, ayaklarımın sürüklenmesi, üst kolumda uyuşma/karıncalanma, cinsel sorunlar vs. gibi semptomlar  hayatımı daha da zorlaştırdı. Hastalığımın teşhisi bile yaşadığım bu semptomları daha da kötüleştirdi.

  MS kronik ve fiziksel bir hastalık olduğu için bu durum herkes için bir kriz sebebi... Basit ve doğal bir sıkıntıdan kayıp ve yas tepkisine, hayatımın asla aynı olmayacağına ve fiziksellik dahil tüm yaşantımın değişiklik göstereceğine kadar pek çok ruhsal sıkıntıya sebep olacak sorunlar yaşadım. Huzursuzluk, panik, endişe, çaresizlik, ümitsizlik, duygusal ve zihinsel bozukluklardan bahsetmiyorum bile... Neyseki bu gitgelleri yaşamak herkes için gayet doğal bir süreçmiş. Bu yüzden önce hastalık ve süreci konusunda bilinçlenmek bu işin en mühim kısmı... Önceleri cezalandırıldığıma inandığım için etrafımı da cezalandırıyordum; çok agresiftim ve  gülümsemeyi unutmuştum. Devamlı mutsuz, umutsuz ve karamsar bir şekilde dolanıyordum. Hayattan zevk alamıyordum; moralim hep bozuktu. İnsanlardan ‘Ah yazık’ kelimesini duymak bile moralimi bozmaya yetiyordu. Karanlık bir dönem geçiriyordum kısaca...  

Üstelik bundan sadece ben etkilenmemiştim... Tanı ilk koyulduğunda bu depresyon halini ailem de yaşadı tabii. Onlar için de bu durum büyük bir yıkımdı, çok şaşkınlardı. Sonuçta daha önce varlığını bile bilmedikleri ve gizemini koruyan her konu, herkes için ürkütücü olabiliyor. Benim aklıma gelen sorular, haliyle onların da aklından geçmişti. Özellikle hastalığımın tanımına, teşhisine, tedavisinin olup olmadığına, bu sürecin nasıl ilerleyeceğine dair sorular sordular. Hatta bu konuda çok yakın çevrem benim başrolünde olduğum felaket senaryoları bile yarattılar. Bu durum da tanıdığım herkesi stresli, sıkıntılı, öfkeli, kaygılı ve depresif düşünceler ile dolu bir döneme soktu.

Bu yüzden bir hasta olarak ilk önerim; MS hakkında mümkün olduğunca doğru bilgilenerek ve bilinçlenerek kendinizi ve çevrenizi bu belirsiz döngüden kurtarmanız... Hastalığı inkâr etmek yerine kabullenmeyi öğrenmeniz ve yakınlarınızın da desteğini almanız çok önemli... Ancak bilmeniz gerekir ki MS tanısının ardından hastalığı kaderci bir şekilde kabulleniş de tedaviyi reddetmeye, sosyal hayatı sıfırlayarak yaşamınızı parmaklıklar ardına hapsetmenize neden olduğu için, önce bu hastalıkla savaşmayı da kabul etmek gerekiyor. Kendini sosyal hayatından uzaklaştıran hastaların, bu süreci ve atakları diğerlerine göre daha zorlu yaşadığını gözlemlediğim için, mümkün olduğu kadar eski hayatıma devam etmeye çalıştım. Hastanede geçirdiğim günlerde bile düzeleceğime olan umudumu kaybetmedim.

Tabii ki MS ne hafife alınabilecek kadar yumuşak huylu ne de birden hayatla ilişkiyi kesecek kadar gaddar bir hastalık... Hastalığın veya atakların sizi nerede, ne zaman yakalayacağı belli olmuyor. Yakalandığınızda da nasıl bir yol izleyeceğiniz tamamen size kalmış; bu sebeple ben herşeyden evvel savaşmayı ve bu hastalıkla yaşamayı öğrenmeyi seçtim ve bu kararın ne kadar doğru olduğunu da yaşadıkça gördüm. Çünkü her mühim hastalık gibi, MS tedavisinin de en büyük parçasının gülümseyebilmekten ve umudunu kaybetmemekten oluştuğuna şahit oldum.

Doktorumun da söylediği gibi; ‘’Hastalığına iyi davran ki o da sana iyi davransın’’. O gün bugündür benim hastalığım, benim yol arkadaşım oldu...

MS Etkinlikleri

Dernek Etkinliklerimiz

Yaklaşan herhangi bir etkinlik bulunamadı

Önceki Etkinlikler